ALABALIK BİYOLOJİSİ ve YETİŞTİRME TEKNİKLERİ

Doç.Dr.Fikri AYDIN

A.Ü. Ziraat Fakültesi Su Ürünleri Bölümü. 06110 ANKARA

1.      GİRİŞ

            Yaşam ortamı bakımından berrak, temiz, serin ve oksijen yönünden zengin suları tercih eden alabalık halkımız tarafından özel likle etinin lezzetli oluşuyla anımsanan balıklar arasında bulunmaktadır. Alabalık türleri sistematikte Salmonidae familyasında yer alırlar. Morfolojik bakımdan yağ yüzgeci ile karakterizedirler. Salmonidae familyasında ekonomik yetiştiricilik ve doğal suların balıklandırılması için önem arz eden çeşitli alabalıklar üç cinsin türleridir.

Bu cinsler :

            a- Salmo

            b- Salvelinus

            c- Oncorhynchus

Dünya genelinde ençok tanınan alabalık türleri aşağıda gösterilmiştir (Bruno ve Poppe 1996).

            -         Salmo salar Linnaeus  (Atlantik Salmonu)

            -         Salmo trutta f.trutta Linnaeus (Deniz alabalığı)

            -         Salmo trutta f.fario Linnaeus (Dere alabalığı)

            -         Oncorhynchus mykiss Walbaum (Gökkuşağı alabalığı)

            -         Salvelinus fontinalis Mitchill (Kaynak alabalığı)

            -         Salvelinus alpinus Linnaeus (Alp alabalığı)

            -         Salhvelinus namaycush Walbaum (Göl alabalığı)

Ülkemizin yerel alabalık alt türleri ise şöyle sıralanabilir (Çelikkale 1994).

            -         Salmo trutta macrostigma Dumeril (Anadolu Dağ alabalığı)

            -         Salmo trutta abanticus Tortonese (Abant alabalığı)

            -         Salmo trutta caspius Kessler ( Aras alabalığı)

            -         Salmo trutta labrax Pallas (Karadeniz alabalığı)

            -         Salmo trutta f.lacustris Linnaeus (Göl alabalığı)

            Yukarıda belirtilen alabalık türleri içerisinde yetiştiriciliği en yaygın olanı Kuzey Amerika kökenli Gökkuşağı alabalığı olmuştur. Gökkuşağı alabalığı ile Kaynak alabalığı hemen hemen aynı yıllarda yaklaşık 120 yıl önce Kuzey Amerika’dan Avrupa’ya getirilmelerine karşın kültür koşullarına uygun niteliklerinden dolayı Gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliği hızlı bir artış göstermiş ve günümüzde bir endüstri haline gelmiştir. Gökkuşağı alabalığının yetiştiriciliğe uygun özel likleri aşağıdaki  başlıklar halinde belirtilebilir (Steffens 1981).

            -         Gökkuşağı alabalığının çevre koşullarına çok iyi uyum göstermesi yanında özel likle yüksek sıcaklıklara oransal olarak dayanıklı olması,

            -         Aktif yem alması nedeniyle yemlenmesinin kolay olması ve yemi değerlendirmesinin daha iyi olması yönünden iyi bir büyüme göstermesi,

            -         Daha yüksek ilkbahar sıcaklığında dere alabalığı ve kaynak alabalığı gibi diğer alabalık türlerine göre daha kısa süreli kuluçka dönemine sahip olması.

            Gökkuşağı alabalığının Türkiye’de yetiştiriciliği ise 1970’li yıllarda kamu ve özel girişimciler tarafından başlatılmıştır. Dünya genelindeki kültür balıkçılığının gelişimine koşut olarak ülkemizde de özel likle üstün yetiştirme avantajları nedeniyle Gökkuşağı alabalığı üretimi büyük aşamalar katetmiştir. Önceleri küçük işletmeler tarafından gerçekleştirilen Gökkuşağı alabalığı üretimi, 1990’lı yıllardan itibaren entegre üretim tesislerine dönüşmüştür. Hatta günümüzde ülkemiz Gökkuşağı alabalığı üreticileri Avrupa’ya füme halinde işlenmiş ürün ihraç eder duruma erişmişlerdir.  

2.      SU KOŞULLARI

            Alabalık yetiştiriciliğinde kullanılacak su kaynağının orijini ve kalitesinin yüksek nitelikte olması arzulanan bir olgudur.

         Kaynak Tipleri

Alabalık yetiştiriciliğinde yararlanılan su kaynaklarının başlıcaları şunlardır (Leitritz 1974).

            -         Kaynaksuları

            -         Dere veya ırmak suları

            -         Göl veya gölet suları

            -         Yeraltı suları

 

                 Kaynak Suları

            Kaynak suları genellikle yerkürenin yüzeysel yada derin katlarından çıkmalarına bağlı olarak kaliteleri farklılık gösterir. Yaklaşık 40 m gibi yüzlek katlardan çıkan kaynak sularının miktar ve kalitesi yağmur ve kuraklığa bağlı olarak değişkenlik gösterir. Fakat oksijen düzeyleri yüksek, CO2 miktarları düşük, su sıcaklığı ise 6-12 oC arasındadır. Yer kabuğunun  1000 m ve daha derin tabakalarından köken alan kaynak sularının miktar ve kalitesi aynı, fakat ekseriya oksijen miktarları litrede 4 mg’ın altında, CO2 düzeyleri ise litrede 50 ppm’in üzerinde, su sıcaklığı ise 8-10 oC seviyesindedir.

            2.1.2        Dere Veya Irmak Suları

            Irmak veya derelerin kaynaktan ilk birkaç yüz metrelik kesimlerinin su kalitesi aynı ve kirlenmemiştir. Orta ve alt kesimleri ise tarım, gübreleme, endüstri ve evsel atıkların etkisi altındadır. Fakat dere ve ırmakların su kalitesindeki belirtilen bu olumsuzluklara karşın, su miktarları çok fazladır. Kaliteli bir kaynaktan köken alan dere veya ırmak gibi akarsular litrede 8 mg’ın altında CO2’e sahip olmakla birlikte, sıcaklıkları yıl bazında 6-12 oC arasında oldukça değişkendir.

                 Göl Veya Gölet Suları

Bu tip suların kalitesi de endüstriyel ve tarımsal faaliyetlerin etkisiyle mevsimsel olarak farklılık gösterir. Göl suları da yüksek düzeyde oksijen ve düşük miktarda CO2 içermeleriyle tanınırlar. Fakat 10 m den daha derin göllerde yaz aylarında su kütlesinin yüzey kesimlerinde su sıcaklığı 20 oC’a yükselebilir, yüzeyin yaklaşık 4 m altında ise 15-16 oC sıcaklıkta su bulunur.

                 Yeraltı Suları

Genelde kaynak veya iyi kalitede dere suyuna yakın kalitede sulardır. En büyük avantajları daima aynı miktar ve kalitede olmalarıdır. Fakat yerüstüne çıkarmada ekseriya yüksek düzeyde enerji giderine gereksinim duyulur. Ayrıca oksijen yönünden zenginleştirmeye de gereksinim vardır.

           Su Kalitesi

Alabalık yetiştiriciliğinde ideali, yetiştirme ortamındaki balıklara düzenli bir şekilde daima aynı kalitede su temin etmektir. Aynı zamanda su miktarı ile kalite arasındaki sıkı ilişki de gözardı edilmemelidir. Bu bakımdan su miktarındaki ani değişimlerin suyun mevcut kalite değerlerini olumsuz veya olumlu yönde etkileyebileceği unutulmamalıdır. Alabalık yetiştiriciliğinde su kalitesine ilişkin suda incelenmesi gereken çeşitli parametrelerin sınır değerleri Tablo 1’de gösterilmiştir (Lindhorst-Emme 1990).

Tablo 1. Alabalık yetiştiriciliğinde çeşitli su parametreleri sınır değerleri

Parametre

Sınır Değeri

Sıcaklık

20 oC’a kadar

Oksijen

7 mg/lt’nin üzerinde

PH

5,5-8,5

Asit Bağlama Kapasitesi (SBV)

1,5 Vol/m3’ün üstünde

Ammonium

1,0 mg/lt’e kadar

Demir, toplam

0,5 mg/lt’e kadar

Nitrit

0,2 mg/lt’e kadar

Nitrat

10 mg/lt’e kadar

Potasyumpermangenat tüketimi (KmnO4)

40 mg/lt’e kadar

Kimyasal oksijen gereksinimi

40 mg/lt’e kadar

Biyokimyasal oksijen gereksinimi

15 mg/lt’e kadar

Oksijen tüketimi

6   mg/lt’e kadar

Serbest CO2 (Larvalar için)

15 ppm/lt’nin altında

Serbest CO2 (Sofralık balıklar için)

30 ppm/lt’nin altında

           Kuluçka Evinde Su Kriterleri

            Döllenmiş yumurtaların kuluçkasının gerçekleştirileceği kuluçka evine verilecek suyun kalitesine daha fazla özen  göstermenin yararları yadsınamaz. Alabalık yumurtalarının kuluçkası ve larvaların gereksinimi için mümkün olduğu  kadar temiz ve kirlenmemiş su kullanılmalıdır. Bu bakımdan kuluçka evine verilen suyun önceden filtre edilmesinde fayda vardır. Kuluçka evinin büyüklüğü döllenmiş yumurta miktarı ve kullanılan kuluçka gereçlerinin tipine bağlıdır. Orta büyüklükte bir kuluçka evinin su gereksinimi saniyede 3-5 litredir. Kuluçka evinde kullanılacak suya ilişkin uygun değerler Tablo 2’de gösterilmiştir (Lindhorst-Emme 1990).

            Tablo 2. Kuluçka evi suyunun nitelikleri

Su sıcaklığı oC

Oksijen

PH

Asit bağlama kapasitesi

Serbest CO2

8-10

9-11 mg/lt. Doymuşluk değeri %80-100

6,5-7,5

2-5 ml/lt. veya daha fazla

20 ppm/lt’nin altında

* Demir ve Aminoium mümkünse ya olmamalı veya çok az

           Su Miktarı ile Balık Üretimi İlişkisi

Balık üretim miktarını, su kalitesi ile birlikte temel olarak suyun miktarı yani debisi etkilemektedir. Fakat bunlarla birlikte balık üretim miktarında yetiştirme sistemi ve kullanılan teknik donanımlarda etkilidir. Örneğin 1000 m2 havuz yüzlemi için saniyede 8 litre kaynak veya iyi kalitede dere suyuna gereksinim vardır. Bu örnekte teknik donanımlardan yararlanmaksızın 400-500 kg alabalık üretilebilir. Fakat ilave olarak havalandırma gibi ilave tekniklerden yararlanıldığında ise yılda 1500-2000 kg alabalık üretmek mümkün olabilir. 1000 m2’den büyük ve 3 m’den derin havuzlarda, küçük havuzlara oranla daha az suya gereksinim vardır. Böyle havuzlarda rüzgarın etkisiyle suyun kalitesi olumlu etkilenebilirse de işçilik yönünden büyük havuzlarda çok büyük güçlüklerle karşılaşılır. Diğer yandan akarsu kanallarında yetiştiricilikte geleneksel havuz yetiştiriciliğine göre 10-20 misli daha fazla suya gereksinim vardır. Yani 1000 m2 yüzleminde akarsu kanalında alabalık yetiştiriciliği için saniyede 80-160 litre suya ihtiyaç vardır. Alabalık üretiminde işletme tiplerine göre stoklama miktarları Tablo 3’de görülmektedir (Lindhorst-Emme 1990).

            Tablo 3. Alabalık üretiminde yoğunluk aşamaları

 

ekstansif

yoğun

çok yoğun

 

 

geleneksel havuz yetiştiriciliği

 

yeni tesis tipleri

 

tesis türü

 

 

toprak havuz

kanal tipi havuz

 

ağ kafes

 

tank-silo

 

TANK

su yenilenmesi

 

düzenli akinti

 

çevreleyen su

 

düzenli akinti

dolaşimli su değişimi

    ilave oksijen

         temini

 

gerekirse havalandirma

havalandirma veya oksijenlendirme

 

besleme

 

tam değerli karma yem

 

stok yoğunluğu kg/m3

0,1-0,8

2-20

20-50

40-70

40-801

20-402

 

1-     tanklarda

2-     tam dolaşımlı

                   

            Alabalık üretiminde ana ilke kullanılan suyun miktar ve kalitesinin esas alınarak üretim miktarının saptanmasıdır. Buradan yola çıkılarak önceleri havuzlarda su değişiminin günde 3-5 defa gerçekleşmesiyle saniyede 1 litre suyla yılda 50-75 kg mutfaklık balık üretilebileceği şeklindeydi. Fakat günümüzde yaygın kanı saniyede 1 litre suyla 100-150 kg sofralık balık üretilmesine dönüşmüştür (Bohl 1982).

Günümüzde balık üretim miktarı genellikle m3’de kg olarak ifade edilmektedir. Havuzlarda değişimin günde 3-5 defa gerçekleşmesiyle 3-5 kg/m3 balık üretilebilir. Daha yoğun üretimde bu miktar 1 m3 suda 10 kg’a yükselmektedir. 0,30-0,50 m derinlikteki havuzlarda suyun saatte 3 defa değişimiyle m2’de 20 kg (=40-60 kg/m3) balık üretilebilmiştir. Hatta Fransa’nın Brötanya yöresinde havalandırmalı havuzlarda m3’de 100 kg balık üretimi gerçekleştirildiği bildirilmiştir (Bohl 1982). Benzer üretim miktarlarına su değişiminin saatte 5-10 defa gerçekleştirildiği tanklarda m3’de 50-100 kg’la ulaşılmıştır (Steffens 1981).

Alabalık üretiminde su miktarı kadar kullanılan suyun sıcaklığı ve yetiştirme ortamına stoklanan bireylerin ortalama canlı ağırlığının dikkate alınması gerekmektedir. Bu faktörlerin dikkate alınmasıyla saniyede 1 liltre su girişiyle yoğun üretim koşullarında üretilebilecek balık miktarları Tablo 4’de sunulmuştur (Steffens 1981).

        

Su sıcaklığı

oC

Yavru

ortalama 1 g

Yavru

ortalama 10 g

Besi balığı

ortalama 100 g.

Kg

Kg

Kg

5

10

15

20

30

25

15

10

50

40

25

20

60

50

30

25

 

    Belirli bir miktar su ile üretilebilecek balık miktarının saptanmasında yararlanılan bir diğer kriter suyun oksijen içeriğidir. Buradaki birinci temel ilke toplam 1 kg alabalığın 1 saatte tükettiği oksijenin esas alınmasıdır. Bu yöntemde 50 g’dan küçük balıkların toplam 1 kg’nın 1 saatte 500-600 mg oksijen tükettiği, 50 g’dan daha büyük balıkların ise toplam 1 kg’nın 1 saatte 400-500 mg oksijen tükettiklerinin dikkate alınmasıdır. Ayrıca kullanılan suyun havuzlardan çıkışta litrede 6 mg oksijen içermesi zorunludur. Havuzlara giren suyun içerdiği oksijen ile çıkış suyunun kapsadığı oksijen arasındaki miktar balıkların tüketebileceği kullanılabilir oksijeni ifade eder. Bu veriler esas alınarak (Steffens 1981),

            Örneğin havuzlara girişte litrede 11 mg oksijen içeren debisi saniyede 100 litre olan bir su kaynağı ile 50 g’dan küçük balıklar stoklandığında üretilebilecek sofralık balık miktarını hesaplamak gerekirse,

            Oksijenden yola çıkılarak üretilecek balık miktarını hesaplamada ikinci temel ilke 1 kg yemin balık tarafından tüketilmesinde harcanan oksijenin esas alınmasıdır. Bu tip hesaplamada yararlanılan formül aşağıda gösterilmiştir (Bohl 1982).

            d = debi = litre/sn

            2= Beslenme fizyolojisi bakımından saptanmış katsayı

            Bu formüle göre havuzlara girişte litrede 11 mg oksijen içeren debisi saniyede 100 litre olan bir su kaynağı ile, günde %2 oranında yemlemeyle üretilebilecek balık miktarını saptamak gerekirse,

            Balıklar, günde canlı ağırlıklarının %2’si oranında yemlendiğine göre;

Buraya kadar belirtilen veriler doğrultusunda saniyede 1 litre suyla genel olarak 100-200 kg pazarlık balık üretilebileceğini belirtebiliriz.

         DAMIZLIK BALIKLAR

Damızlık populasyonu işletmenin sofralık balık üretiminin %1’i kadar yeterlidir. Yani 400 ton üretim kapasiteli bir işletmede 1 ton damızlık balık bulundurulacak demektir. Damızlık balıklar günlük su değişiminin defalarca olacağı kaliteli suyun verildiği havuzlara m2’ye 1-2 kg stok yoğunluğunda yerleştirilir. Erkek / dişi oranı 1: 5 ila 1 : 8 olmalıdır. Genellikle erkekler 2, dişiler ise 3 yılda cinsel olgunluğa ulaşır. İşletmenin yumurta üretim kapasitesini saptamada kg dişi başına 2000 Adet yumurta hesaplanır.

           Damızlık Balıkların Seçimi ve Bakımı

Damızlığa ayrılacak bireylerin seçimi ön büyütme döneminden başlayarak gerçekleştirilmelidir. Ayrılan balıkların yetiştirilmesine devam edilerek populasyon içersinden damızlık balık ayrımında belirgin özel likler aranmalıdır. Bu nitelikler:

            -         Hızlı büyümeyle birlikte yemi iyi değerlendirme,

            -         Hastalıklara karşı dayanıklılık,

            -         Düzgün ve uyumlu vücut formu,

            -         Yüksek üreme verimi (Sayıca fazla ve çapı büyük yumurta, kaliteli sperma vb.)

            -         Cinsi olgunluğa geç ulaşma.

Yukarıdaki özel likler dikkate alınarak seçilen damızlık balıklar, damızlık havuzlarında kaliteli pelet yem yanında taze balık, karides gibi yaş yemle de beslenmelidir. Damızlık balıkları yemlemede aşırıya kaçılmamalıdır. Damızlıklar yılda yaklaşık 0,5 kg artış göstermelidir. Yoğun yemleme gonad ürünlerinden özel likle yumurtalarda yağ dejenerasyonuna neden olabilir (Bohl 1982).

            2.2  Damızlıkların Verimi

Üç yaşındaki damızlık balıkların ortalama ağırlıkları 1-2 kg arasındadır. Dişi balıklar 6. yaşına kadar birbirini takip eden 4 üreme peryodunda kullanılır. Çünkü canlı ağırlık artışıyla birlikte damızlık balıkların kg vücut ağırlığına düşen yumurta miktarı azalır. Örneğin  6 yaşındaki balıklarda bu miktar kg canlı ağırlık için 1200 adet yumurtanın altına iner. Fakat çapı daha büyük yumurtalardan satış avantajı daha fazla olan canlılıkta larva elde edilir. Bu nedenle 4-5 yaşındaki dişiler her yönüyle büyük ekonomik değere sahiptir. Yapılan araştırmalar 3 yaşlı erkeklerin spermasının hiçbir zaman 4-5 yaşlı erkeklerin spermasının kalitesine ulaşamadığını göstermiştir. Fakat 3 yaşlı erkeklerin sperması miktar bakımından daha fazladır. Bu bakımdan yetiştiriciler damızlık balık giderini de dikkate alarak 3 yaşındaki erkekleri tercih ederler (Lindhorst-Emme 1990).

Dişi damızlıkların yumurta verim özel liklerine ilişkin temel bilgiler aşağıdaki şekilde sıralanabilir (Steffens 1981).

            -         Damızlık balıktan elde edilen toplam yumurta miktarı balık büyüdükçe artış gösterir. Örneğin 3 yaşında 750 g ağırlıkta balıktan 1800 adet yumurta elde edilirken; 4 yaşında 1300 g ağırlıkta balıktan 2500 adet yumurta alınır.

            -         Balık büyüklüğü arttıkça kg vücut ağırlığına düşen oransal yumurta miktarı azalır. Örneğin 3 yaşında 750 g ağırlıktaki balıkta kg canlı ağırlığa düşen yumurta sayısı 2400 adet olurken; 4 yaşlı 1300 g ağırlıkta balığın kg canlı ağırlığa düşen yumurta sayısı ise 2000 adettir.

            -         Yumurta sayısı, yemin miktar ve kalitesiyle etkilenebilir.

            -         Yumurta sayısının bireylerde farklılığında genetik koşulların etkisi çok büyüktür.

            -         Yaşlı ve büyük balıklar genç ve küçük balıklara oranla daha büyük yumurta geliştirirler ve bu suretle daha kuvvetli larva oluşumunu sağlarlar. Örneğin 178 g ağırlıkta 2 yaşlı balıkta yumurta çapı 3,9 mm olurken, 2700 g ağırlıkta 7 yaşlı balığın yumurtasının çapı ise 5,7 mm dir.

Özgün bir çalışma sonucunda elde edilen damızlık dişilerin yumurta verimleri ve erkek damızlıkların sperma (süt) miktarlarına ilişkin veriler Tablo 5’de gösterilmiştir (Lindhorst-Emme 1990).

            Tablo 5. Damızlık balıkların döl verimi

dişi

 

boy

 cm

 

ağırlık

g

toplam yumurta miktarı

adet

 

1000 adet yumurta

g

 

yumurta çapı mm

yaş

adet

 

3

1

2

3

49

48

44,5

1210

1160

990

3000

3000

2500

65

65

65

3,5-4

3,5-4

3,5-4

 

4

1

2

3

52

53,5

52

1515

1780

1650

3000

3500

3200

80

80

80

4,5-5

4,5-5

4,5-5

 

5

1

2

3

58

58

58,5

2100

2150

2325

3500

3500

4000

85

85

85

5,5-6

5,5-6

5,5-6

 

6

1

2

3

60,5

62

59,5

2580

2620

2350

4000

4000

3500

90

90

90

6

6

6

 

    ERKEK

SPERMA (SÜT) MİKTARI( ml )

 

 

3

1

2

3

43,5

44,5

44,5

730

800

935

8

10

13

 

 

           Damızlıkların Cinsiyet Ayrımı

Gökkuşağı alabalıkları kökenlerine göre yılın farklı dönemlerinde yumurtlama olgunluğuna erişirler. Yılın erken döneminde yumurtlayanlar Temmuz/Ağustos, Orta dönemdekiler Kasım/Aralık, geç dönemdekiler Mart/Nisan’da üremeye hazırdırlar. Damızlık balıklar üreme sezonundan 4 hafta önce cinsiyet ve yaşlarına göre ayrılmalıdır. Bu ayrım işleminde erkek ve dişi balığın vücut yapısına bakılır. Dişilerde karın daha şişkindir. Cinsiyet deliği etrafı kırmızı renkte görünümdedir. Üreme zamanı erkeklerde alt çene öne doğru uzamış ve bir kanca şeklinde yukarı kıvrılmıştır. Erkeklerde vücut daha yassıdır. Özellikle erkekler üreme zamanı yaklaştığında yanal çizgi boyunca daha koyu ve parlak kırmızı bir şerit taşırlar (Ekingen 1975,Özdemir 1994).

         - SAĞIM VE YUMURTALARIN DÖLLENMESİ